BÖRTEÇİNE KURDUN ADI ERGENEKON YURDUN AD

DEYİLDİR KAHRAMAN YALNIZ ERKİŞİ, BİR ASLAN ASLANDIR OLSADA DİŞİ
 
Anasayfa­Kapı­Takvim­Galeri­SSS­Arama­Üye Listesi­Kullanıcı Grupları­Kayıt Ol­Giriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» MİRAC KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN
Ptsi Tem. 20, 2009 12:58 am tarafından Admin

» Bir kadın neden gider.
C.tesi Mayıs 02, 2009 4:01 pm tarafından Admin

» HANGİ BİTKİ NEYE YARIYOR 2
Çarş. Nis. 15, 2009 11:31 am tarafından Admin

» HANGİ BİTKİ NEYE YARARLI
Çarş. Nis. 15, 2009 11:29 am tarafından Admin

» mASKELER YAĞLAR MUCİZE BUNLAR
Salı Nis. 14, 2009 2:12 pm tarafından Admin

» DOĞAL BİTKİLERDEN GELEN GÜZELLİK
Salı Nis. 14, 2009 2:04 pm tarafından Admin

» SAÇLARINIZ DÖKÜLÜYORSA
Cuma Mart 20, 2009 2:03 pm tarafından Admin

» ATATÜRKÜN İNSANA BAKIŞI
Cuma Şub. 27, 2009 1:58 pm tarafından Admin

» mutlaka suya sabuna dokunun
Ptsi Şub. 02, 2009 12:13 am tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
bedava forum
Paylaş | 
 

 ATATÜRKÜN İNSANA BAKIŞI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Kadın Mesaj Sayısı: 119
Nerden: Tekirdağ
Cinsiyet: Bayan
Burcu: Akrep
Kayıt tarihi: 27/12/08

MesajKonu: ATATÜRKÜN İNSANA BAKIŞI   Cuma Şub. 27, 2009 1:58 pm

-- ATATÜRKÜN YAVERİNDEN BİR ANI
Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.

Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.

- Merhaba nine.
Kadın Ata'nın

yüzüne bakarak hafif bir sesle;

- Merhaba dedi.
-

Nereden gelip nereye gidiyorsun?

Kadın şöyle bir duralayıp;

- Neden sordun ki, ded
i. Buraların saabisi misin? Yoksa bekçisi mi?

Paşa gülümsedi.
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?

Kadın başını salladı.
- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.

- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum gâ vur
harbinde şehit düştü. Memleketi gâvurdan gurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip muhtara anlatinca, o da bana bilet aliverip saldi Angaraya, giceleyin
geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agsamdan belli böyle kendimi ordan
oraya vurup duruyom bey.

- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadının birden yüzü sertleşti.
- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki.. O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşiyoz. Sunun bunun gâvur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver.

Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duy gulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;

- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanimizdir... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Pasa yani Atatürk işte karsında duruyor.

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp
Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;

- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye
getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.

Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kad ar gittik. Oradakilere şu emri verdi;

-'Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin.


( 'Ananı da al git' deyip, bir anlamda vatandaşa küfredenler var artık zamanımızda )
Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.'



Bu yazıyı okurken duygulanan veya ağlayanlar varsa, hala umut var demektir..
Ortada dolaşan saçma sapan elektronik postaları 10 kişiye yollamak yerine, bu tür yazıları herkese yollarsak belki Atamızın değeri daha çok anlaşılır. Belki bazıları da vatandaşla nasıl konuşulacağını daha iyi anlar...
Acaba kendisini 2 kilo şekere, 5 kilo kömüre satan, bugünkü Türk insanına mı benziyor bu NİNEM..
Yada ülkeyi babalar gibi satan siyasilere benziyor mu, ATAM...
Ne dersiniz? ...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://asenalar.benimforum.biz
 

ATATÜRKÜN İNSANA BAKIŞI

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BÖRTEÇİNE KURDUN ADI ERGENEKON YURDUN AD :: GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN HALKLAR YOK OLMAYA MAHKUMDURLAR-